Birçok kişi vücut ağırlığını kontrol edebilmek için diyet yapmak gerektiğini düşünür. Bu kişiler genelde diyete başlarken temel beslenme alışkanlıklarını göz önünde bulundurmazlar. Alışkanlıkların tespit edilmesi ve bunlarla ilgili sorunların ortadan kaldırılması sonrasında uzun vadeli beslenme planları yapılabilir.

Peki neden bu kadar fazla kişi kilo sorunu yaşıyor?

Maalesef günümüzde birçok kişinin beslenme alışkanlıkları duygusal beslenme olarak adlandırılan olguya dayanmaktadır. Yemek yemek duygusal bir faaliyet, kötü duygulardan ve zor durumlardan uzaklaşmak için kullanılan bir araç haline gelmektedir.

Birçok kişi sıkıldığında, stres duyduğunda, sinirlendiğinde, kendini yalnız hissettiğinde ve üzgün olduğunda atıştırmaya başlar. Duygusal beslenme, kilo verme çabalarını boşa çıkartabilen ciddi bir sorundur. Eğer duygusal nedenlerden dolayı fazla yemek yiyorsanız diyete devam etmeniz oldukça zordur. Böyle kişiler diyet yapmaya başladıklarında olumlu bir şey yaptıklarını hisseder ama temelde birçok diyetin dengesiz olduğunu ve sadece kısa vadeli sonuçlar verdiğini bilirler. Dolayısıyla bunların büyük bir çoğunluğu vücut ağırlıklarını kontrol edemezler.

Saman alevi olgusu – belirtileri nelerdir?

Hızlı bir şekilde zayıflamak isteyen kişiler oldukça düşük kalorili bir diyet yapmaya başlayabilirler. Maalesef, vücut açlıktan öldüğünü düşündüğü anda iştah duygusunu uyandırır. Böyle kişiler eninde sonunda bu iştah duygusuna yenik düşerler.

Kilo verme sürecinde vücuda doğru sinyallerin verilmesi ve her şeyin yolunda olduğunun hissettirilmesi oldukça önemlidir. Eğer kalori miktarı radikal bir şekilde azaltılırsa birkaç gün veya hafta içerisinde iştah çok artar. Dolayısıyla diyet bu durumda daha fazla yemek yemeye neden olablir. Bir diyetten vazgeçen kişiler başarısız olduklarını düşünseler de kilo verme isteklerini kaybetmediklerinden yeni bir diyet arayışına girerler. Uygulayacakları bu yeni diyet de çok uzun sürmez.

Bu nedenle kilo verme işlemi sabır gerektiren, yavaş bir süreçtir. Sağlıklı ve özgür bir zayıflama sürecinde esnek bir beslenme planı uygulanmalı, kalori miktarı aşırı azaltılmamalı ve sevilen yemeklerden vazgeçilmemelidir.

Sık sık tartılmak motivasyonu azaltır

Ekstrem olmayan bir diyete başlayan kişiler ilk birkaç haftada birkaç kilo verirler ama sonrasında kilo verme sürecinin yavaşladığını fark edebilirler. Bu durumda motivasyon kaybı nedeniyle diyetten vazgeçmek mümkündür.

Sık sık tartılmak motivasyonu azaltır. En iyisi, haftada sadece bir kez tartılmaktır. Kilonun gün içinde çeşitli nedenlerde dolayı değişebileceğini unutmayın. Banyo baskülü aynı anda hem motive edici, hem de motive kırıcı etkiye sahip olabilir. Kilo verme sürecinin nasıl ilerlediğini gösteren kullanışlı bir araç olmasının yanı sıra ciddi bir takıntıya neden olan bir cihaz haline de gelebilir.

Saman alevi olgusuyla nasıl mücadele edilir?

Kişi eğer çok fazla kilo vermesi gerekiyorsa hedefini ulaşılamaz olarak görebilir. Bu da herhangi bir adım yapmak için gerekli motivasyonu azaltmaktadır. Gerçekçi olmayan uzak hedefler belirlemek yerine kilo verme sürecini esnek yeme ve içme alışkanlıklar ile daha zevkli hale getirmek ve kademeli bir süreç olarak görmek daha iyi bir fikirdir.

Hedefinizi daha kolay ve gerçekçi alt hedeflere ayırın. Örneğin aralarında 3-4 kilo fark bulunan birden fazla hedef belirleyebilirsiniz. Böylece hedefe ulaştığınız her seferinde hem ilerleme durumunuzu daha kolay takip edecek hem de motivasyonunuzu yüksek tutacaksınız. Başarısız olduğunuzda pes etmek en kolay yoldur. “Mini başarılar” elde ettiğinizde ise kendinizi iyi hissedersiniz ve mücadeleye devam etmeniz daha kolay hale gelir.

Zorlu bir diyet yaptığınızda kendinize hem fiziksel hem de ruhsal olarak eziyet edersiniz. Hiçbir yiyecek kötü değildir. Önemli olan o yiyeceği ne miktarda ve ne sıklıkla yediğinizdir. İnsanlar “kötü” besinleri yememek için irade gücünü kullanırlar ama irade gücü bir pil gibidir, tükenebilir. Yemeyi sevdiğiniz yemeklerden vazgeçmek yerine daha esnek bir yaklaşıma sahip olmak ve arada sırada sevdiğiniz yiyecekleri yemek daha iyi bir fikirdir.

Zorlu bir diyet ile kendinize eziyet etmek yerine “80/20” yaklaşımı daha gerçekçi ve iyi bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımda hedef %100 oranında diyete uymak yerine %80 olarak belirlenmektedir.

Yeni beslenme alışkanlıkları edinmek zordur ve biraz efor sarf etmeyi gerektirir. Kendiniz için çok katı olmayın, keyfinize bakın ve hayalinizdeki vücut ağırlığına ulaşmak için işe küçük adımlar atarak başlayın.

Leave a comment